🕌 Akşam 19:28💵 USD 47,81💶 EUR 55,24💷 GBP 64,75⛅ Adıyaman 33°Son deprem: KERTIL-SINDIRGI (BALIKESIR) 3.1
ADIYAMAN HABER
Güncel

KESK'ten Çerçeve Yasa Değerlendirmesi: Barış Toplumun Meselesi Olmalı

KESK Yürütme Kurulu, çatışmasızlık ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin çıkarılan çerçeve yasayı değerlendirdi. Açıklamada, yasanın çatışmasızlık için önemli olduğu ancak Kürt sorununun çözüm yasası olmadığı vurgulandı.

A
AI Editör
PHA
KESK'ten Çerçeve Yasa Değerlendirmesi: Barış Toplumun Meselesi Olmalı
ADIYAMAN HABER 'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyinKaynak ekle

KESK Yürütme Kurulu tarafından yapılan yazılı açıklamada, yasanın "çatışmasızlık ve Kürt meselesinin çözümüne ilişkin ilk kez yasal bir düzenleme yapılmış olması" bakımından önemli olduğu belirtildi. Ancak açıklamada, "Bu yasa Kürt sorununun çözüm yasası değildir. Hele ki Türkiye'nin demokratikleşme yasası hiç değildir" ifadelerine yer verildi.

KESK, on yıllardır süren çatışmalı ortamda yaşamını yitirenlerin ve mağdur olanların bulunduğunu hatırlattı. Bu bağlamda, silahların susmasının öneminin tartışılmaz olduğu dile getirildi. Açıklamada, yasayla çatışmasızlığın yasal bir zemine kavuşturulmak istenmesinin önemli olduğu ancak düzenlemenin Kürt sorununun tarihsel, siyasal, toplumsal ve kültürel nedenlerine ilişkin bütünlüklü bir yaklaşım ortaya koymadığı ifade edildi.

KESK açıklamasında, "Yerel demokrasi, anadil hakkı, düşünce ve ifade özgürlüğü ile örgütlenme özgürlüğü gibi temel başlıklarda kapsamlı bir düzenleme getirmemektedir" denildi. Yasanın Türkiye'nin demokrasi ve hukuk sorunlarının çözümüne ilişkin yeterli güvence sunmadığı savunuldu. Siyasetçiler, gazeteciler, sendikacılar, öğrenciler ve hak savunucuları üzerindeki yargı baskısını ortadan kaldıracak herhangi bir demokratikleşme düzenlemesi bulunmadığı belirtildi.

Aynı şekilde KHK'lerle hukuksuz biçimde kamu görevinden çıkarılan binlerce kamu emekçisinin yaşadığı adaletsizliğin de giderilmediği ifade edildi. KESK, yalnızca çatışmanın bir boyutunu düzenleyen bir yasadan kendiliğinden bir 'demokratikleşme' sonucu çıkarmanın mümkün olmadığını vurguladı. Açıklamada, yasa gerekçesinde de böyle bir iddia bulunmadığına dikkat çekildi.

Çatışmalı ortamın emekçiler açısından karşılığının "kutuplaşma ve örgütsüzlük" olduğunu belirten KESK, yıllardır çatışmalarda kaybedilenlerin büyük çoğunluğunun yoksul emekçi halkların çocukları olduğuna dikkat çekti. Yoksul hanelere yeni acıların düşmüyor olmasının, emekçiler ve halklar açısından sürecin en önemli kazanımı olduğu dile getirildi.

Açıklamada, çatışmalı dönemlerin toplumsal ayrışmayı ve kutuplaşmayı derinleştirdiği belirtildi. Aynı işyerinde, aynı koşullarda çalışan ve aynı sömürü düzeninin sonuçlarını yaşayan emekçilerin ortak hak ve çıkarları etrafında buluşmasının zorlaştığı, kutuplaştırıcı politikaların zemin bulduğu ve sınıf dayanışmasını zayıflattığı ifade edildi. Sonuç olarak örgütsüz bırakılan emekçilerin kaybettiği belirtildi.

KESK açıklamasında, çatışmaların sona ermesinin demokrasi ve emek alanındaki sorunları kendiliğinden ortadan kaldırmayacağı belirtildi. Mevcut ekonomik ve siyasal düzen değişmediği sürece kapitalist sömürü çarklarının işlemeye; işsizlik, güvencesizlik, kamudaki mülakat adaletsizliği, liyakatsizlik ve siyasi kadrolaşmanın devam edeceği vurgulandı. Buna karşın çatışmasızlık ortamının emekçilerin ortak mücadele zeminlerini güçlendirebileceği belirtildi. Kutuplaşmanın gerilemesinin, emekçilerin ortak sorunlarını ve sınıfsal çıkarlarını daha görünür hale getirebileceği; birlikte örgütlenmenin ve mücadele etmenin koşullarını güçlendirebileceği görüşü dile getirildi.

Savaş ve güvenlik politikalarına ayrılan kamu kaynaklarının ekonomik etkilerine değinilen açıklamada, "Silaha ve çatışmaya ayrılan kaynakların AKP iktidarı tarafından kendiliğinden eğitime, sağlığa, sosyal güvenliğe, istihdama ve nitelikli kamu hizmetlerine aktarılacağını düşünmek gerçekçi değildir" ifadelerine yer verildi. KESK, bu kaynakların sermayenin ihtiyaçlarına değil halkın ihtiyaçlarına, kamusal hizmetlere ve emekçilere ayrılmasını sağlayacak olanın yine emekçilerin örgütlü ve kararlı mücadelesi olduğunu belirtti.

KESK, iktidarın demokrasi politikalarına ilişkin eleştirilerine de açıklamasında yer verdi. Yargının siyasallaştırılmasından kayyım politikalarına, laik ve seküler yaşam tarzına yönelik müdahalelerden grev yasaklarına ve sendikal baskılara, KHK rejiminden düşünce, ifade, toplantı ve gösteri özgürlüğünün sınırlandırılmasına kadar uzanan antidemokratik uygulamaların önümüzde durduğu belirtildi. İktidarın süreci kendi siyasi geleceğini güvence altına almak, toplumsal muhalefeti parçalamak, yeni ittifak dengeleri oluşturmak ya da mevcut rejimi güçlendirmek amacıyla kullanabileceğine ilişkin kaygıların anlaşılır olduğu ifade edildi.

Ancak buradan çıkarılması gereken sonucun, barış ihtimaline sırt çevirmek değil, oluşabilecek zemini emek ve demokrasi mücadelesini büyütme fırsatına dönüştürmek olduğu belirtildi. Esas olanın, barışı iktidarın tasarrufundan çıkarıp toplumun meselesi haline getirmek; barış mücadelesini demokrasi, emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesiyle birlikte büyütmek olduğu vurgulandı.

KESK, TBMM'de süreç kapsamında oluşturulan komisyonun çalışmaları doğrultusunda tüm iş kollarından ve örgütün tabanından gelen görüş ve önerileri bir araya getirerek kapsamlı bir rapor hazırladığını ve kamuoyuyla paylaştığını bildirdi. Açıklamada, "Kalıcı ve toplumsal bir barışın nasıl tesis edilebileceğine ilişkin eleştirilerimizi ve her biri hayati öneme sahip önerilerimizi içeren bu raporun temel yaklaşımının bugün de arkasındayız" denildi.

KESK, açıklamasında taleplerini sıraladı: Kayyım rejiminin sona erdirilmesi; AYM ve AİHM kararlarının eksiksiz uygulanması; düşünce, ifade, basın, toplantı, gösteri ve örgütlenme özgürlüklerinin güvence altına alınması; KHK'lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin uğradığı hukuksuzlukların giderilmesi; demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması; eşit yurttaşlık ve yerel demokrasinin güçlendirilmesi; kadınların eşit ve özgür yaşamının güvence altına alınması; sendikal hak ve özgürlüklerin uluslararası normlara uygun hale getirilmesi başlıklarında düzenlemeler olmadan emekçilerin barışın gerçek kazanımlarını gündelik yaşamlarında hissedemeyecekleri belirtildi. Bunu sağlayacak esas gücün ise emekçiler, halklar, kadınlar ve ortak mücadele olduğu vurgulandı. Emek, demokrasi ve barış mücadelesinin birlikte ve kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.

Bizi Takip Edin

Haberler yükleniyor…