Prof. Dr. Dalyan'dan Hasan-ı Mekki Türbesi İçin Koruma Çağrısı
Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Hasan-ı Mekki Türbesi'nin korunması ve restore edilmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne dilekçe sundu. Dilekçede, türbenin Adıyaman'ın dinî, tasavvufî ve kültürel hafızası için büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Adıyaman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'ın önemli tarihî yapılarından Hasan-ı Mekki Türbesi için harekete geçti. Dalyan, türbenin dinî, tasavvufî, toplumsal ve kültürel hafıza açısından taşıdığı önemi belirten bir dilekçe hazırladı.
Hazırlanan dilekçe, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlı Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğü'ne sunulmak üzere hazırlandı. Bir vatandaş, yapısal dönüşüm kapsamında türbenin yıkılacağı yönünde bilgi aldıklarını ve bu nedenle koruma ile restorasyon için dilekçe hazırladıklarını ifade etti. Vatandaş, “Yapısal dönüşüm karşılığında bu türbeyi yıkacaklarmış. Yıkılmaması ve restore edilmesi için dilekçe hazırladık. Artık aile üyeleri de götürüp Urfa'ya teslim ederlerse yıkılmayacak” sözlerini kullandı.
Aynı vatandaş, Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke geleneğinin Adıyaman'ın dinî düşünce yapısı açısından önemine dikkat çekti. “Unutmamak gerekir ki babadan oğula geçen Nakşibendilik yerine müritlerin liyakatını esas alan Kadirilik, gerçek Adıyaman'ın dini düşünce yapısıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan'ın dilekçesinde, Hasan-ı Mekki'nin Osmanlı salnâmelerinde Adıyaman'ın evliyaları arasında yer aldığı belirtildi. Adıyaman Belediyesi Tahrirat Kâtibi Cemal Efendi'nin 1899 yılındaki yazısında da Hasan-ı Mekki'yi Hısn-ı Mansur'un önde gelen manevi şahsiyetlerinden biri olarak gösterdiği kaydedildi. Hasan-ı Mekki'nin son dönem idarecileri ve onların soyundan gelenlerin Adıyaman'da “Sarı Şeyh ailesi” adıyla tanındığı, Cumhuriyet döneminde ise Sarıgül soyadını aldığı ifade edildi. Dilekçede, söz konusu ailenin uzun yıllar boyunca Adıyaman halkının dinî, tasavvufî ve kültürel hayatında etkili olduğu vurgulandı.
Hazırlanan dilekçede, Hasan-ı Mekki Türbesi'nin bulunduğu alanın geçmişte sadece türbe ve ziyaretgâh olarak değil, aynı zamanda tekke olarak da kullanıldığı belirtildi. Bu alanda dinî ve tasavvufî faaliyetlerin yürütüldüğü, Hasan-ı Mekki tekkesinin idarecilerinden gelen Sarı Şeyh ailesinin tekke geleneğini sonraki kuşaklarda da sürdürdüğü ifade edildi. Dilekçede, bu geleneğin bilinen son temsilcisinin Sarıgülzâde Mustafa Efendi olduğu bilgisi yer aldı.
Dilekçede, mekânın XVIII. yüzyıldan itibaren halk tarafından ziyaret edildiği ve çeşitli hastalıkların şifası için dua edilen manevi merkezlerden biri olarak kabul edildiği belirtildi. 1894 yılında bu tasavvufî çevrenin başında Sarı Şeyh Mustafa Efendi'nin bulunduğu, Sarı Şeyh ailesinin toplumsal etkisinin sadece tekke faaliyetleriyle sınırlı kalmadığı kaydedildi. Şer'iyye sicillerine dayalı araştırmalardan, aile mensuplarının zaman zaman toplumun önde gelen bazı kimselerinin nikâhlarını da kıydıkları anlaşıldı.
Dilekçede, hurûfât defterlerinde yer alan kayıtların, Şeyh Abdurrahman Erzincânî'nin soyundan gelenlerin Adıyaman ve çevresine yayıldığını gösterdiği ifade edildi. Zey köyündeki Şeyh Abdurrahman Erzincânî Zaviyesi'nin Sarı Şeyh tarafından yaptırıldığı, burada ayrıca bir medrese kurulduğu ve bu nedenle yapının bazı kaynaklarda “Sarı Şeyh Medresesi” adıyla anıldığı belirtildi. Bu kayıtlar, Sarı Şeyh ailesinin Adıyaman'daki vakıf, eğitim ve tasavvuf geleneği içindeki tarihî yerini ortaya koydu.
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan tarafından hazırlanan dilekçede, Hasan-ı Mekki Türbesi ve çevresindeki tekke alanının mevcut fizikî durumunun, tarihî ve mimari özelliklerinin korunması bakımından ilgili kurumlarca incelenmesi gerektiği belirtildi. Adıyaman'ın Vakıflar Genel Müdürlüğü teşkilat yapısında Şanlıurfa Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün görev alanında yer aldığı hatırlatıldı. Dilekçede, Adıyaman'daki taşınmaz kültür varlıklarına ilişkin tescil işlemlerinin Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından yürütüldüğü ifade edildi. Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke alanına ilişkin tapu, kadastro, vakfiye, hurûfât, şer'iyye sicili ve diğer vakıf arşiv kayıtlarının araştırılması talep edildi.
Dilekçede, yapının mülkiyet ve vakıf statüsünün belirlenmesi, mevcut mimari ve fizikî durumunun uzman bir heyet tarafından yerinde incelenmesi ve vakıf kültür varlığı niteliğinin değerlendirilmesi istendi. Yapının henüz tescilli olmaması halinde, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescil edilmesi amacıyla Şanlıurfa Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu nezdinde gerekli sürecin başlatılması talep edildi. Ayrıca, tarihî yapıya sonradan eklenmiş veya özgün dokusunu bozan müdahalelerin bilimsel yöntemlerle tespit edilmesi, restitüsyon, rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlanması istendi.
Hasan-ı Mekki Türbesi ve tekke alanının özgün mimari özellikleri, tarihî dokusu, türbe ve tekke işlevi korunarak bilimsel esaslara uygun biçimde restore edilmesi gerektiği belirtilen dilekçede, çevre düzenlemesi, bakım ve güvenlik çalışmalarının yapılması talep edildi. Dilekçede, yapının gelecek kuşaklara aktarılması için gerekli inceleme ve işlemlerin yapılması istendi.
