Eğitim-İş Adıyaman'dan Okul Şiddeti İçin Acil Çağrı
Eğitim-İş Adıyaman, İstanbul'da yaşanan okul saldırısının ardından önemli bir çağrıda bulundu. Sendika, çocukların hayattayken korunması gerektiğini vurgulayarak, okul şiddetine karşı acil önlemler alınmasını talep etti.

Eğitim-İş Adıyaman Şubesi, okullarda artan şiddet olaylarına dikkat çekerek acil eylem çağrısı yaptı. İstanbul Başakşehir Şeyh Şamil İmam Hatip Ortaokulu'nda yaşanan bıçaklı saldırıda bir öğrencinin hayatını kaybetmesi ve çok sayıda öğrencinin yaralanmasının ardından sendika, yalnızca başsağlığı dilemenin yetersiz olduğunu belirtti.
Sendika adına açıklama yapan Taştı, "Çocuklarımızı kaybetmeden, vicdanımızı kaybetmeden harekete geçelim" ifadelerini kullandı. Okullarda yaşanan şiddetin ciddi bir tablo oluşturduğunu vurgulayan Taştı, "Gün geçmiyor ki okullarımızdan yeni bir şiddet haberi gelmesin" dedi.
Taştı, İstanbul'daki saldırıda bir öğrencinin yaşamını yitirmesi ve yaralı öğrencilerin durumunun yürekleri dağladığını ifade etti. Hayatını kaybeden öğrencinin ailesine ve eğitim camiasına başsağlığı dilerken, yaralılara acil şifalar temennisinde bulundu. "Artık yalnızca başsağlığı dilemek yetmiyor, çocuklarımızı hayattayken korumak zorundayız" sözleriyle çağrısını yineledi.
Okulların açılmasının üzerinden bir ay bile geçmeden yaşanan bu olayların, okul güvenliği ve eğitim ortamları açısından kritik bir durumu gözler önüne serdiğini belirten Taştı, eğitim politikalarını belirleyenlere önemli sorular yöneltti. "Nerede hata yapıyoruz?", "Bu noktaya nasıl geldik?", "Çocuklarımızı neden koruyamıyoruz?" ve "Eğitim sistemimizde neyi yanlış yapıyoruz?" sorularının cesurca sorulması gerektiğini ifade etti.
Şiddetin yalnızca bir güvenlik meselesi olarak görülemeyeceğini vurgulayan Taştı, okul kapılarına daha fazla güvenlik görevlisi koymanın tek başına çözüm olmayacağını söyledi. Şiddetin nedenlerinin eğitim sisteminden aile yapısına, çocukların psikolojik ihtiyaçlarından dijital dünyaya kadar birçok açıdan ele alınması gerektiğini belirtti.
Taştı, toplumda şiddetin giderek sıradanlaştırıldığı bir dönemden geçildiğini dile getirdi. Bir çocuğun hayatını kaybetmesinin veya bir öğretmenin saldırıya uğramasının sıradan bir haber haline gelmemesi gerektiğini ifade etti.
Millî Eğitim Bakanlığı'nın yaşanan olaylar karşısında sorumluluk alması gerektiğini belirten Taştı, yalnızca saldırının failini veya dış etkenleri konuşmanın yeterli olmadığını söyledi. "Öncelikle kendi eğitim sistemimize bakmak, kendi eksiklerimizi görmek ve 'Nerede hata yaptık?' sorusunu cesaretle sormak zorundayız" diyerek Bakanlığa çağrı yaptı.
Eğitim politikalarını belirleyen Bakanlığın görevinin sadece olaylar sonrası açıklama yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Taştı, yaşananların nedenlerinin ortaya çıkarılmasını istedi. Çocukların güvenliğini sağlayacak kalıcı politikaların oluşturulması ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini vurguladı.
Öğretmenlerin çocukların akademik başarısının yanı sıra, hayata hazırlanmalarında ve sağlıklı bireyler olarak yetişmelerinde kilit bir role sahip olduğunu belirten Taştı, öğretmenlerin toplumdaki saygınlığının artırılmasını talep etti. "Öğretmeni değersizleştiren bir eğitim sistemi; çocuklarımızın geleceğini de güçlendiremez" sözleriyle öğretmenlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve mesleki itibarının korunması gerektiğini vurguladı.
Taştı, öğretmenlerin yalnız bırakılarak güvenli ve nitelikli bir eğitim ortamı oluşturulamayacağını dile getirdi. Eğitim-İş olarak suçlu aramaktan önce sorumluluk ve çözüm istediklerini belirtti.
Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin güçlendirilmesi, okulların fiziki ve sosyal güvenliğinin sağlanması gerektiğini ifade eden Taştı, şiddetin nedenlerinin bilimsel ve bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini vurguladı. Çocukların kendilerini değerli, güvende ve ait hissedeceği eğitim ortamlarının oluşturulması gerektiğini söyledi.
"Çünkü çocuklarını koruyamayan bir toplum, geleceğini de koruyamaz" diyen Taştı, çocukların eğitim hakkının, güvenli ortamda büyüme ve öğrenme hakkının ve geleceğe umutla bakma hakkının korunmasının herkesin sorumluluğu olduğunu belirtti.
Yaşananların yalnızca hayatını kaybeden bir öğrenciyle sınırlı bir mesele olmadığını ifade eden Taştı, "Mesele hepimizin çocuğu, hepimizin vicdanı ve hepimizin geleceğidir" dedi. Eğitim-İş olarak çağrılarının açık olduğunu belirten Taştı, çocukların okulda güvende olması, öğretmenlerin güvenli ve saygın koşullarda görev yapması ve eğitim sisteminin yaşanan sorunlarla yüzleşerek çocukların geleceğini koruyacak çözümler üretmesi gerektiğini söyledi.
Taştı, açıklamasını "Artık yeter! Çocuklarımızı kaybetmeden, öğretmenlerimizi yalnız bırakmadan, vicdanımızı kaybetmeden harekete geçelim. Çünkü bir çocuğun yaşamından ve geleceğinden daha değerli hiçbir şey yoktur" sözleriyle tamamladı.
Bizi Takip Edin

Adıyaman’ın haberi cebinde olsun
Son dakika bildirimleri, nöbetçi eczane, taziye ilanları ve video haberler — Adıyaman Haber uygulamasını indir.

