🕌 İkindi 16:03💵 USD 48,52💶 EUR 56,28💷 GBP 65,66⛅ Adıyaman 34°Son deprem: KOZCAGIZ-(KAHRAMANMARAS) 2.9
ADIYAMAN HABER
Güncel

Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' Vurgusu: Bölgesel Barışın Anahtarı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir'e 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli, terörle mücadelenin bölgesel barış ve istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.

P
PERRE / Adıyaman
Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' Vurgusu: Bölgesel Barışın Anahtarı
ADIYAMAN HABER 'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyinKaynak ekle

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir'e önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' sürecinde gelinen aşama, bölgesel gelişmeler, temel hak ve özgürlükler ile iç cephenin güçlendirilmesi konularını değerlendirdi.

Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefinin bölgesel barış ve istikrarla doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin Suriye, Irak ve Lübnan başta olmak üzere bölge ülkelerinin milli birlikleri ve toprak bütünlüklerinin korunmasını savunduğunu belirtti.

MHP lideri, 'Terörsüz Türkiye'nin hedefleri arasında dış politikada daha bağımsız hareket etmek olduğunu vurguladı. Bölgesel gelişmeler ve uluslararası ilişkiler arasındaki bağlantıya dikkat çekti.

Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye'nin birinci aşamasının, terör örgütüne silah bıraktırma ve bölgenin terör unsurlarından temizlenmesi olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesi, yakın coğrafyasında barış ve istikrarın güçlenmesi, Doğu Akdeniz'den Kafkasya'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada etkinliğinin artmasının bu hedefler arasında yer aldığını kaydetti.

Bölgemizde 'Şark Meselesi'nde ikinci perdenin sahnelenmek istendiğini belirten Bahçeli, hedefin parçalanmış ve bölünmüş egemen devletler olduğunu söyledi. Ancak Türkiye'nin, yeni Sykes-Picot düzenini ve Balfour'daki sinsi planları 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle bozduğunu ifade etti.

Devlet altı etnik, dini ve mezhepsel grupların yönetilebilir otonom bölgelere bölünmeleri ve bu bölgelerde vekalet savaşlarını yürüten illegal/terör örgütlerinin Türkiye'nin ontolojik güvenliğini tehdit ettiğini belirtti. Lübnan, Irak, Suriye gibi ülkelerdeki politik istikrarsızlıklar ve bölgemizdeki yönlendirilebilir parçalı yapıların, Türkiye'nin sınır güvenliğinin yanı sıra egemenliğini, toplumsal ve kurumsal yapısını da etkilediğini söyledi.

Bahçeli, tarihsel süreç üzerinden yaptığı değerlendirmede, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren büyük devletlerin, Türk toprakları üzerindeki bölücü, yıkıcı ve işgalci politikalarının Şark meselesinin temellerini oluşturduğunu anlattı. Şark meselesinin yeni perdesinde, Türkiye'nin ontolojik güvenliğine yönelik tehditleri bertaraf edebilecek kurumsal hafızaya sahip yegane müessesenin Milliyetçi Hareket Partisi olduğunu vurguladı.

'Terörsüz Türkiye'nin MHP politiğinin ve kurumsallığının bu riskleri gören bölgesel ve küresel barış misyonu olduğunu ifade etti. MHP politiğinin ve kurumsallığının, Türkiye'deki darbelerle sınanan, ideolojik çatışmalarla çelikleşen, etnik/mezhepsel ayrıştırma hamlelerini boşa çıkaran; ulus-devlet kurumsallığının teminatı ve Cumhuriyetin hafızası olduğunu belirtti.

Türkiye'nin doğu ile batının, kuzey ile güneyin ortasında hem jeo kültürel hem de jeo ekonomik olarak bir kavşak noktasında bulunduğunu söyledi. Ülkemizin, siyasi ve ekonomik gücüyle bir kutup başı, merkez ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini kaydetti.

MHP'nin 'Türk barışı' olarak tanımladığı yaklaşımı açıklayan Bahçeli, Türk tarihinden, köklü devlet kurumsallığından ve kadim medeniyet birikiminden aldığı ilhamla bölgesini de içine alacak şekilde Türk barışını inşa etmek arzusunda olduklarını belirtti. Türk barışının, düzen, adalet ve istikrar unsurlarına dayanan, Türkiye'nin medeniyet birikimlerini dış politika yapımında etkin ve rasyonel bir şekilde denklemin içinde tutan reel politikaya dayandığını ifade etti.

Bu yönüyle Türk barışının, hem Türkiye'nin hem de bölgemizin ahlaki ve manevi yükseliş hamlesi, adil ve paylaşımcı huzur ve refah modelinin teminatı olduğunu söyledi. Bunun için öncelikle ülkemizde ve bölgemizde istikrarın tesis edilmesi, etnik, dini ve mezhepsel ayrışmanın sona erdirilmesinin elzem olduğunu vurguladı.

Türk barışının, başta Suriye olmak üzere Irak, Lübnan gibi bölge ülkelerinde merkezi otoritelerin güçlendirilmesini, milli birliklerinin ve toprak bütünlüklerinin muhafaza edilmesini, demokratik hukuk devleti sisteminin tesis edilmesini hedeflediğini belirtti. Bunun için de öncelikli olarak illegal silahlı yapıların ve terör örgütlerinin mutlaka ortadan kaldırılması gerektiğini ifade etti.

Bölgedeki çatışma ortamına değinen Bahçeli, 21. yüzyılın ikinci çeyreğine girilen süreçte bölgemizin en büyük sorununun istikrar ve güvenlik olduğunu söyledi. Bölge ülkelerinin, radikalleşmiş ve terörize olmuş örgütler münasebetiyle istikrarlı bir politik sistem inşa edemediklerini, bu sebepten emperyalist güçlerin dış müdahalesine ve politik mühendisliğine açık hale geldiklerini belirtti.

Bölgemizdeki istikrarsızlığın ABD/İsrail ile İran savaşıyla yeni bir kaotik sürece girdiğini dile getirdi. Petrol ve silah ticaretinin öne çıktığı kirli savaşın bölge halkının huzurunu, küresel ekonomiyi, aynı zamanda hem ekonomik hem insani olarak ülkemizi yakından etkilediğini kaydetti. İsrail'in Gazze'de yaptığı katliamın, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'ya yönelik Siyonist saldırıların kabul edilemez olduğunu vurguladı.

Diğer yandan Suriye'nin uzun yıllara dayalı baskıcı Baas rejiminden kurtularak istikrarlı bir ülke olma yolunda olduğunu belirtti. Bu gelişmeler karşısında Türkiye'nin, uyguladığı akılcı politikalarla, barışı salık veren diplomatik çabalarıyla güvenilen, itibar edilen ve dostluğu aranan bir ülke olduğunu ifade etti.

'Terörsüz Türkiye' sürecinin başarısı ile dış politika arasındaki ilişkiye dikkat çeken Bahçeli, bu nedenle 'Terörsüz Türkiye' sürecinin başarısı ile Türkiye'nin dış politika konseptinin, birbirini besleyen ve doğrudan etkileyen iki temel unsur üzerinden şekillendiğini söyledi. İç cephede milli birlik ve beraberliğimiz ile egemenlik haklarımız güçlendirilirken, dış politikada da milli menfaatlerimiz doğrultusunda kararlı, çok boyutlu, proaktif ve barışçıl bir yaklaşım sürdürülmesi gerektiğini belirtti.

Emperyalizmin etnik, dini, mezhep temelli ayrıştırıcılığa ve kaosu süreklileştirmeye dayalı çabasının yeni olmadığını dile getirdi. Vekalet savaşları ve terör yoluyla siyasi, sosyal ve ekonomik istikrarsızlık ürettiklerinin bilindiğini kaydetti. Ülkemiz üzerinde de araç, yöntem ve aktörleri değişse de amaç ve hedefleri değişmeyen benzer oyunlar oynandığını ifade etti.

Bu durum Türkiye'de istikrarsızlığa sebebiyet verse de Türk milletinin bu oyunlara gelmediğini, kardeşliğinden taviz vermediğini söyledi. Terörsüz Türkiye ile farklılıklarımızın aramızda tefrikaya yol açmasına müsaade edilmeyeceğini, ortak değerlerimizi besleyen ve zenginleştiren milli bütünleşme ülkümüzün tahkim edileceğini belirtti.

'Türk barışı' anlayışının bölgesel dayanışmayı hedeflediğini belirten Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye'nin, bölgemizdeki benzer tahriklere ve çatışmalara karşı da birlik ve dayanışma modeli olarak bölgesel istikrar ve barışı hedeflediğini söyledi. Türk barışının, ülkelerin iç işlerine ve toprak bütünlüğüne saygılı, bölge kaynaklarının güven ortamı içerisinde ülkelerin ve toplumlarının kalkınmasına katkı sağlayacak şekilde kullanılmasını hedeflediğini ifade etti. Binlerce kilometre uzaktan gelerek bölge halklarının kaderiyle oynama döneminin artık geride kalması gerektiğini vurguladı.

Türkiye'nin ulaştırma, enerji ve ticaret koridorlarına ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, Türkiye'nin Asya ile Avrupa arasında enerji, ulaştırma ve ticaret koridorlarının kesişim noktasında bulunduğunu söyledi. Orta Koridor, Kalkınma Yolu Projesi, Turan Koridoru (Yolu) ve enerji nakil hatları gibi stratejik projelerin başarıya ulaşmasının, büyük ölçüde güvenlik ve istikrar iklimine bağlı olduğunu belirtti. 'Terörsüz Türkiye'nin, bu projelerin daha etkin şekilde hayata geçirilmesine katkı sağlayacağını kaydetti.

Türkiye'nin terörle mücadelede elde ettiği tecrübeyi bölgesel istikrarın inşasında diplomatik bir avantaja dönüştürebileceğini ifade etti. Suriye, Irak ve diğer komşu ülkelerin toprak bütünlüğünü esas alan, terör örgütlerine alan bırakmayan ve bölgesel iş birliğini önceleyen bir yaklaşımın, Türkiye'nin uluslararası etkinliğini daha da artıracağını belirtti.

Aynı zamanda savunma sanayii, lojistik, turizm, tarım ve sınır ticareti gibi birçok sektörde yeni fırsatlar doğacağını dile getirdi. Güvenlik için ayrılan kaynakların önemli bir bölümünün eğitim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya yönlendirilmesinin, Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme hedeflerine ivme kazandıracağını söyledi.

Sürecin ekonomik ve diplomatik boyutlarına ilişkin konuşan Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye'nin yalnızca güvenlik politikalarının başarısı değil, ekonomik refahın, diplomatik etkinliğin ve bölgesel istikrarın da stratejik anahtarı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında güçlü devlet, güçlü ekonomi ve etkin dış politika hedeflerinin, güven ve istikrar iklimiyle daha sağlam bir zemine oturacağını ifade etti. 'Terörsüz Türkiye'nin gelecek Türk asırlarının müjdesi olduğunu ve kaos ve kargaşa ile anılan bölgemizde barış ve huzurun, kardeşlik ve dayanışmanın, istikrar ve kalkınmanın anahtarı olacağını kaydetti.

'Terörsüz Türkiye' ile temel hak ve özgürlükler arasındaki ilişkiye değinen Bahçeli, Türkiye'nin temel hak ve hürriyetlerin anayasal güvence altında olduğu, insan haklarına saygılı, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olduğunu söyledi. Aynı zamanda bireysel hak ve özgürlükleri daha da geliştirme arzusunda olduğunu belirtti.

Bir gruba, sadece o gruba ait olduğu için tanınan kategorik/kolektif hakların ise bireysel iradeyi yok eden, demokrasiyi tıkayan ve milli egemenliği aşındıran, ayrıştırıcı bir mahiyete sahip olduğunu dile getirdi. Etnik köken, cinsiyet ya da dini/mezhepsel grupları referans alarak şekillendirilen kolektif/kategorik hakların, özellikle ulus devletlerin bünyesinde yaşayan farklı etnik ve dini grupları, vatandaşlık kimliğinin ve hukukunun temel dinamiğinden ayırarak, parçalayıcı, ayrıştırıcı kimlik, etnik ya da mezhep/dini grup siyasetini doğurduğunu ve bu yönüyle de arkaik, ilkel ve tahakkümcü bir nitelik taşıdığını ifade etti.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak sağlıklı bir demokrasinin tesis edilebilmesinin, bireysel hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması ve bu hakların en geniş anlamda kullanımının temini ile mümkün olabileceğini değerlendirdiklerini söyledi. Bununla birlikte bireysel hak ve özgürlüklerin yüksek ahlaki normlara ve olgun demokratik kültüre dayanan, toplum olma müşteriğine haiz sorumlu bireycilik anlayışında irade bulmasını hedeflediklerini belirtti.

Bireysel hak ve özgürlüklere ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Bahçeli, bireysel hak ve özgürlüklerin en temel niteliğinin, devletin farklılıklara körleşerek hak, özgürlük ve ödevleri birey merkezli uygulaması olduğunu söyledi. Anayasalar tarafından teminat altına alınan bireysel hak ve özgürlüklerin, dil, din, ırk, cinsiyet, renk, mezhep, etnik köken, servet ve benzeri farklılıklar gözetilmeksizin insanın insan olmasından kaynaklı 'verili' ve 'doğal' haklar olduğunu ifade etti.

Cumhuriyet'in yeni yüzyılında bireysel hak ve özgürlüklere ilişkin yeni düzenlemeler yapılabileceğini belirten Bahçeli, bireysel hak ve özgürlüklerin kapsamının daha da genişletilebileceğini, uygulama sahasındaki aksaklıkların telafi edilebilmesi için birçok alanda mevzuati ve kurumsal düzenlemeler yapılabileceğini, güçlü bir kapasite inşa edilebileceğini söyledi. 'Terörsüz Türkiye'nin, hak ve özgürlüklerin, demokratik gelişimin aynı zamanda da üniter milli yapımızın ve Cumhuriyetimizin temel niteliklerinin teminat altında olduğu bir mutabakatı, milli birlik ve dayanışmayı mümkün kılan iklimi tesis edeceğini kaydetti.

Bu bağlamda tüm vatandaşlarımızı eşit hak ve sorumluluklar temelinde ortak bir zeminde buluşturmayı savunduklarını dile getirdi. Bu ortak zeminin Türk milletinin tarihi ve siyasi mutabakatıyla oluşmuş, anayasamızda ifade bulmuş Türk vatandaşlığı olduğunu belirtti. Hep birlikte Türkiye olmanın yolunun, devletin üniter ve milli çatısı altında milli birlik ve beraberlik ruhuyla, toplumsal dayanışma ve kaynaşma arzusuyla bir arada yaşama iradesi olduğunu ifade etti.

İç cephenin tahkim edilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, Türkiye'nin, iki asra yaklaşan demokratikleşme ve yenileşme tecrübesi ışığında Cumhuriyetimizin yeni yüzyılında muasır medeniyet ülküsünün en önemli gereklerinden olan demokratik hukuk devleti ilkesini daha da güçlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Toplumsal barış ve huzurun temini için daha demokratik ve şiddetin her türlüsünü reddeden bir anlayışla milli birlik ve toplumsal uzlaşmanın tesis edilmesinin iç cephenin güçlendirilmesi bakımından da temel bir ihtiyaç olarak öne çıktığını belirtti.

Terör ve demokrasinin bir arada var olamayacağını belirten Bahçeli, toplumun tüm kesimlerinin kendisini eşit, saygın ve güvende hissettiği bir yapının, terörün haksız ve temelsiz propaganda unsurlarını ortadan kaldıracağını ve aynı zamanda demokrasinin gelişmesine de önemli katkı sağlayacağını söyledi. Huzur ve refah artışıyla birlikte Türkiye'nin kalkınma hedeflerine ulaşmasının kolaylaşacağını kaydetti. Bu hedeflerin önündeki en önemli engellerden biri olan bölücü terörün ortadan kalkması ile birlikte Türkiye'nin daha güçlü bir demokrasiye ulaşması ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkmasının mümkün olabileceğini ifade etti.

Demokrasinin, milli kimliğimizin ve milliyetçilik anlayışımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. 'Terörsüz Türkiye'de demokratik hukuk devletinin tahkim edileceğini belirtti. Terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmenin mümkün olmadığını söyledi. Terör ve şiddetin gölgesinde demokratik siyasetin daraldığını, alternatif çözüm yollarının tıkandığını ve siyasi katılım süreçlerinin sağlıklı bir zeminde ilerlemediğini dile getirdi. Bu sebeple 'ya terör ya demokrasi, ya silah ya siyaset' dediklerini ve herkesi Türkiye için bir olmaya davet ettiklerini kaydetti.

PKK'nın fesih ve silah bırakma kararına ilişkin konuşan Bahçeli, PKK terörünün sona ermesinin, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacağını söyledi. 'Terörsüz Türkiye' hedefi doğrultusunda PKK'nın fesih ve silah bırakma kararına yönelik açıklamalarda ayrı bir devlet, federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almamasının Türkiye'de yeni bir başlangıç için önemli bir adım olduğunu belirtti.

Bu hususun Türkiye'de etnikçi, mezhepçi ve Türk milli kimliğini aşındıran sair kimlikçi siyasetin de tasfiye edilmesini sağlayan bir gelişme olduğunu ifade etti. Millet olma gerçeğimiz ve demokrasi kültürümüz dikkate alındığında kimlikçi siyasetin, birleştirici değil ayrıştırıcı; kapsayıcı değil ötekileştirici, temel hak ve hürriyetleri, bireysel özgürlükleri değil kolektif/arkaik hak arayışını temsil eden bir politik zemine dayandığını kaydetti.

'Terörsüz Türkiye' sürecinin başarıya ulaşmasına ilişkin değerlendirmesinde ise, yaşadığımız coğrafyanın tarih boyunca bize öğrettiği hakikatin, Türk milletinin devlet kurumsallığıyla var olduğu olduğunu söyledi. Dolayısıyla güçlü bir devlet kurumsallığının, hukukun üstünlüğünün tesis edildiği ve demokratik kültürün olgunlaştığı bir siyasi atmosfere dayandığını belirtti. Terörün, şiddetin ve vandalizmin olduğu bir yerde demokratik kültürün gelişemeyeceği gibi devlet kurumsallığının da zayıflayacağını ifade etti.

Sürecin tam olarak başarıya ulaşmasının, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının ve bölücü zihniyetin de tarihe karışması ile mümkün olabileceğini kaydetti. Bu kapsamda, 'Terörsüz Türkiye' ile yalnızca dağdaki terörist unsurların değil, radikalleşmiş ve marjinalleşmiş yapıların da tasfiyesi, bütünüyle şiddetin bitirilmesinin hedeflendiğini belirtti.

Türk vatandaşlığının birleştirici bir siyasi aidiyet olduğunu belirten Bahçeli, Türk vatandaşlığının, Türkiye'de nesep asabiyetine dayanan etnik unsurları Türk siyasal aidiyetine bağlayan ve Türk kimliğini siyasal şemsiye formuna dönüştüren bir işleve sahip olduğunu söyledi. Türk vatandaşlığının, milli kimliğimizi siyasal ve kurumsal bir istikamete yönlendiren, Türk milletinin milli ve manevi değerlerinin tüzel kişilik kazanmış formu; Orhun Abidelerinden mülhem devletli ve töreli olmanın, düzen ve sulh içerisinde yaşamanın adresi olduğunu ifade etti. Bu yönüyle vatandaşlığın, 'verili' değil 'iradi' olup; her bir vatandaşın aidiyetini tahkim eden demokratik siyasetin birleştirici unsuru olduğunu kaydetti.

Bizi Takip Edin

Haberler yükleniyor…
Bahçeli'den 'Terörsüz Türkiye' Vurgusu: Bölgesel Barışın Anahtarı · Adıyaman Haber