Bahçeli: Terörle Mücadelede Yeni ve Uyanık Bir Safha Başladı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edilmesinin terörle mücadelede yeni bir safhanın başlangıcı olduğunu belirtti. Bahçeli, terörün sadece silahlı unsurlarla değil, siyasi ve sosyolojik zeminleriyle birlikte tasfiye edilmesi gerektiğini vurguladı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun'un kabul edilmesine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bahçeli, terörün bütünüyle tasfiye edilmesinin, kahramanların mücadelesinin boşa çıkmadığının ve terör örgütü PKK'nın tarihin karanlık sayfalarına gömüldüğünün en açık tescili olacağını ifade etti.
Kanunun kabulüyle ulaşılan bu merhalenin bir nihayet değil, hukuki ve idari bakımdan daha müteyakkız olunması gereken yeni bir safhanın başlangıcı olduğunu vurgulayan Bahçeli, kaybedecek vakit olmadığını dile getirdi. Kabul edilen düzenlemeyi Türkiye'nin terörle mücadelesinde ulaşılan aşamanın hukuki sonucu olarak değerlendirdi. Terörün yalnız silahlı unsurlar bakımından değil, siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminleriyle birlikte tasfiye edilmesi gerektiğini belirtti.
Bahçeli, Gazi Meclis tarafından kabul edilen kanunun, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin terörle mücadele müktesebatının ve milletin tahammül sınırlarını zorlayan çetin zamanların bir neticesi olduğunu söyledi. Milli teknoloji hamleleriyle güçlenen savunma sanayii birikiminin ve terörü içeriden ve dışarıdan besleyen mahfilleri kökünden tasfiye etme mecburiyetinin hukuk sahasındaki mütemmim sonucu olduğunu aktardı.
Türkiye'nin terörden bütünüyle arındırılmasının sadece güvenlik boyutuyla ele alınamayacağını belirten Bahçeli, bunun çok katmanlı bir milli güvenlik meselesi olduğunu ifade etti. Terörün yeniden yeşerebileceği siyasi, sosyolojik ve jeopolitik zeminlerin kurutulması, etnik veya mezhebi ihtilafların kesilmesi ve devletin egemenlik hukukunun tartışmasız biçimde hakim kılınmasını kapsadığını kaydetti.
22 Ekim 2024 tarihinde MHP Grup Toplantısı'nda ilk kez dile getirdiği 'Terörsüz Türkiye' hedefini hatırlatan Bahçeli, gelinen aşamanın bu yaklaşımı doğruladığını savundu. Türkiye'nin mücavir coğrafyasında terör örgütlerinin ve vekalet unsurlarının jeopolitik nüfuz mücadelelerinde araçsallaştırıldığı bir süreçte, terör meselesini milli irade içerisinde çözüme kavuşturmanın ertelenemez bir milli beka zarureti haline geldiğini belirtti.
İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik saldırılarıyla başlayıp İran'ın mukabeleleriyle genişleyen çatışma sarmalının, bölgesel bir ihtilafın kısa sürede sınırları aşan krizlere dönüşebileceğini gösterdiğini ifade etti. Bu çatışmanın enerji arzından küresel ticarete kadar geniş bir sahada bölgenin geleceğiyle beraber küresel istikrarı da tehdit eden bir mahiyet kazandığını söyledi.
Gazze, Lübnan ve İran merkezli gelişmelere değinen Bahçeli, bölgesel çatışmaların yeni ülke ve cepheleri içine çekme potansiyeli taşıdığını belirtti. Bu şartlar altında Türkiye'nin kendi iç cephesinde terörün açtığı bütün gedikleri kapatmasının hayati bir mesele haline geldiğini kaydetti. 'Terörsüz Türkiye' hedefinin, Türkiye'ye karşı yaklaşık yarım asırdır kullanılan en kanlı jeopolitik müdahale vasıtalarından birini, onu sevk ve idare edenlerin elinden geri dönmemek üzere alma gayesi üzerine bina edildiğini söyledi.
22 Ekim 2024'te yaptığı çağrıyla başlayan, PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakma istikametinde gelişen safhalarla somutlaşan sürecin, Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgesel şartların doğru okunmasıyla tayin edildiğini savundu. Bahçeli, devletin bükülmez bileği ile toplumsal bütünleşmeyi, Terörsüz Türkiye hedefi ile 'Terörsüz Bölge' ülküsünü aynı stratejik istikamette buluşturan bütüncül bir iradenin nihayet hayat bulduğunu ifade etti.
Kanun sonrasında başlayacak sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bahçeli, bundan sonraki aşamada devletin üniter yapısı, milli egemenlik ve ülkenin bölünmez bütünlüğü konusunda herhangi bir tartışmaya izin verilemeyeceğini söyledi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin üniter yapısının, milli egemenlik üzerine inşa edilen yönetim biçiminin, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünün herhangi bir müzakerenin konusu haline getirilmesinin mümkün olmadığını vurguladı.
Kabul edilen kanunun, terör örgütünün ve iltisaklı yapılanmaların fiili varlıklarına son verdiğinin, silah ve mühimmatın teslim edildiğinin, örgütsel komuta ve sevk kabiliyetinin ortadan kalktığının yetkili devlet kurumlarınca tespit ve teyit edilmesini müteakip işletilecek hukuki mekanizmaları ihtiva etmesinin, düzenlemenin maksadını bütün açıklığıyla ortaya koyduğunu değerlendirdi. Şehitlerin hatırası ve gazilerin fedakarlığına dair en küçük bir tereddüdün dahi zihinlerde yer bulmasına müsaade edilmemesi gerektiğini belirtti.
Türkiye'nin bugün terörü tarihe havale edebilecek bir kudrete erişmesinde, vatan toprağını canıyla müdafaa eden aziz şehitlerin mübarek kanı, gazilerin destansı fedakarlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet Teşkilatı, Jandarma, güvenlik korucuları ve bütün güvenlik unsurlarının yıllara yayılan mücadelesi ile milletin sergilediği metanetin temelinde yattığını vurguladı. Terörün bütünüyle tasfiye edilmesinin, bu toprakları vatan kılan kahramanların mücadelesinin boşa çıkmadığının en açık tescili olacağını yineledi.
Kanunun kabulüyle ulaşılan aşamanın bir son değil, hukuki ve idari bakımdan daha müteyakkız olunması gereken yeni bir safhanın başlangıcı olduğunu belirten Bahçeli, kaybedecek vaktin olmadığını söyledi. Sürecin hızlı ve koordineli şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, kanunun yürürlüğe girmesini müteakip öngörülen hukuki ve idari süreçlerin mümkün olan en kısa sürede hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye'nin istikametinin belli olduğunu ifade eden Bahçeli, 'Terörsüz Türkiye' hedefinin ülkenin bundan sonraki büyük yürüyüşünün başlangıç şartlarından biri olduğunu söyledi. Yıllarca terörün korku iklimi altında ekonomik, sosyal ve beşeri potansiyelini tam olarak harekete geçiremeyen bölgelerin yatırım, üretim, sanayi, tarım, turizm, eğitim ve istihdam imkanlarıyla buluşturulmasının, terörün kalıcı tasfiyesinin somut neticeleri olacağını belirtti.
Açıklamasını Ziya Gökalp'in sözleriyle tamamlayan Bahçeli, 'Ben Allah'tan yalnız iki şey istiyorum: Yurdum mesut olsun, yuvam bahtiyar' diyen merhum şairin duasının, Terörsüz Türkiye idealinin de en sade ve en samimi hülasası olduğunu dile getirdi. Ulaşılan bu tarihi merhalenin aziz millete, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne ve bölgenin huzur, istikrar ve selametine hayırlı neticeler getirmesini temenni etti.
