🕌 İkindi 16:03💵 USD 48,52💶 EUR 56,28💷 GBP 65,66⛅ Adıyaman 34°Son deprem: KOZCAGIZ-(KAHRAMANMARAS) 2.9
ADIYAMAN HABER
Güncel

Av. Hakan Varan: Çocuk Adaletinde Amaç Suçtan Kurtarmak Olmalı

Adıyamanlı Avukat Hakan Varan, TBMM gündemindeki çocuk adaletine ilişkin kanun teklifini Yamanhaber.com.tr'deki köşe yazısında değerlendirdi. Varan, çocuk adaletinde asıl amacın çocuğu suçtan kurtarmak olması gerektiğini vurguladı.

P
PERRE / Adıyaman
Av. Hakan Varan: Çocuk Adaletinde Amaç Suçtan Kurtarmak Olmalı
ADIYAMAN HABER 'i Google'da haber kaynağınız olarak ekleyinKaynak ekle

Avukat Hakan Varan, TBMM gündemindeki çocuk adaletine ilişkin kanun teklifini Yamanhaber.com.tr sitesindeki köşe yazısında ele aldı. Varan, kamuoyuna 'İspanya modeli' olarak sunulan düzenlemenin bazı rehabilitasyon hükümlerinde İspanyol sisteminden yararlandığını belirtti. Ancak çocuklara uygulanacak cezaların ağırlaştırılması bakımından bu modelden önemli ölçüde ayrıldığını ifade etti.

Varan, bir suçun ağır olmasının, onu işleyen 15 yaşındaki çocuğu hukuki, psikolojik ve biyolojik olarak bir anda yetişkine dönüştürmeyeceğini söyledi. Hukukun mağdurun hakkını korurken çocuğu suça sürükleyen şartları da ortadan kaldırması gerektiğini vurguladı. Mevcut sistemde 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğunun bulunmadığını hatırlattı.

12-15 yaş grubundaki çocukların işledikleri fiilin anlam ve sonuçlarını algılama, davranışlarını yönlendirme yeteneklerine göre ceza sorumluluğu taşıyabildiğini aktardı. Varan, 15-18 yaş arasındaki çocukların da açık biçimde ceza sorumluluğuna sahip olduğunu ancak çocuk olmaları nedeniyle yetişkinlerden farklı bir ceza rejimine tabi tutulduklarını belirtti.

'Hukukumuzda 'Çocuk Suçlu' Tanımı Bulunmuyor'

Türk hukukunda 'çocuk suçlu' şeklinde bir tanım bulunmadığını belirten Varan, Çocuk Koruma Kanunu'nun 'suça sürüklenen çocuk' kavramını kullandığını hatırlattı. Suçluluğun ancak kesinleşmiş mahkeme kararıyla ortaya çıktığını ifade etti. Hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen bir çocuğun daha yargılama başlamadan suçlu ilan edilmesinin, masumiyet karinesiyle bağdaşmadığını dile getirdi.

Kanun teklifinde 'suça sürüklenen çocuk' ifadesinin 'adli süreçteki çocuk' şeklinde değiştirilmesinin öngörüldüğünü aktardı. Varan, 'Adli süreçteki çocuk ifadesi daha tarafsız görünse de mağdur, tanık, korunmaya muhtaç çocuk ile hakkında suç isnadı bulunan çocuğu birbirinden ayırmak bakımından yeterince açık değildir. Asıl mesele kavramı değiştirmek değil, çocuğu etkili bir uzmanlık ve koruma sistemi içerisinde değerlendirmektir' değerlendirmesinde bulundu.

'12 Yaşından Küçük Çocuğa Ceza Verilmez Ancak Devlet Müdahalesiz Kalamaz'

Türk Ceza Kanunu'na göre fiili işlediği sırada 12 yaşını doldurmamış çocuk hakkında ceza kovuşturması yapılamayacağını ve hapis cezası verilemeyeceğini belirten Varan, bunun çocuğun hiçbir işleme tabi tutulmadan evine gönderileceği anlamına gelmediğini söyledi. Bu çocuklar hakkında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma gibi koruyucu ve destekleyici tedbirlerin uygulanabileceğini ifade etti. Varan, 'Devlet cezalandırıcı değil, koruyucu ve iyileştirici biçimde müdahale etmek zorundadır' dedi.

Hukukun 11 yaşındaki bir çocukla yetişkin bir kişinin irade, muhakeme ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini aynı kabul etmediğini vurguladı. Ceza sorumluluğunun bulunmamasının mağdurun acısının önemsiz olduğu anlamına gelmediğini kaydetti.

'12-15 Yaş Grubu Otomatik Olarak Cezasız Değildir'

Kamuoyundaki en büyük yanlışlığın 12-15 yaş grubuyla ilgili olduğunu belirten Varan, bu çocukların otomatik olarak cezasız olmadığını söyledi. Mahkemenin çocuğun işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığını ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin gelişip gelişmediğini araştırdığını ifade etti. Çocuğun bu yeteneklerinin gelişmediği tespit edilirse ceza sorumluluğunun bulunmadığını ancak güvenlik tedbirlerinin uygulandığını belirtti.

Varan, çocuğun fiilin anlamını kavrayıp davranışlarını yönlendirebiliyorsa ceza sorumluluğu olduğunu aktardı. Mevcut sistemde 12-15 yaş grubundaki çocukların ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 12 yıldan 15 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 9 yıldan 11 yıla kadar hapis cezası alabildiğini hatırlattı. '15 yaşından küçük çocuk ne yaparsa yapsın ceza almıyor şeklindeki ifade hukuki bakımdan doğru değildir' dedi.

'15-18 Yaş Arasında Cezasızlık Değil, Azaltılmış Ceza Sorumluluğu Vardır'

15-18 yaş arasındaki çocukların ceza sorumluluğunun bulunduğunu belirten Varan, bu yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet gerektiren suçlarda 18 yıldan 24 yıla, müebbet gerektiren suçlarda ise 12 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilebildiğini söyledi. Varan, 'Burada cezasızlık değil, çocuğa özgü azaltılmış ceza sorumluluğu vardır. Çocuk fiilinden sorumlu tutulmakta ancak kişiliği ve muhakeme gücü gelişme hâlinde olduğu için yetişkinle aynı ceza rejimine tabi olmamaktadır' diye konuştu.

Yeni Teklif Cezaları Ağırlaştırıyor

TBMM gündemindeki teklifin çocuklara uygulanabilecek cezalarda önemli artışlar öngördüğünü belirten Varan, 12-15 yaş grubunda ağırlaştırılmış müebbet yerine verilen cezanın 13-18 yıla, müebbet yerine verilen cezanın ise 10-12 yıla çıkarılmak istendiğini aktardı. Bu yaş grubunda diğer suçlar bakımından uygulanabilecek azami cezanın 7 yıldan 9 yıla yükseltilmesinin öngörüldüğünü belirtti. 15-18 yaş grubunda ise ağırlaştırılmış müebbet yerine verilen cezanın 19-27 yıla, müebbet yerine verilen cezanın da 15-18 yıla çıkarılmasının teklif edildiğini söyledi.

Teklifin en tartışmalı yönünün yalnızca ceza sürelerinin artırılması olmadığını ifade eden Varan, kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında hâkime yaş küçüklüğü indirimini tamamen kaldırma yetkisi verilmek istendiğini belirtti. Varan, hâkimin suçun amacı, saiki, işleniş biçimi, kasta dayalı kusurun ağırlığı ve çocuğun önceki mahkûmiyetlerini dikkate alarak yaş küçüklüğü indirimini uygulamayabileceğini söyledi. 'Böyle bir durumda 15-18 yaşındaki çocuk, yetişkinler için öngörülen müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla karşı karşıya kalabilecektir' dedi.

Bir suçun ağır ve toplum vicdanını yaralayıcı olmasının, çocuğun gelişimsel durumunu ortadan kaldırmayacağını vurguladı. Teklifle tekerrür yaşının da 18'den 15'e indirilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Varan, çocukluk döneminde işlenen suçun kişinin yetişkinlik hayatına daha ağır infaz sonuçlarıyla taşınmasının yeniden topluma kazandırma ilkesi bakımından tartışmalı olduğunu söyledi.

Sosyal İnceleme ve Rehabilitasyon Hükümleri Olumlu

Teklifin yalnızca ceza artışlarından oluşmadığını belirten Varan, çocuklar hakkında sosyal inceleme yapılmasını zorunlu hâle getiren, uzmanların sürece katılımını artıran ve kurumlar arasında koordinasyon öngören hükümlerin önemli olduğunu ifade etti. Varan, 'Çocuğun yalnızca işlediği fiile değil; ailesine, eğitim hayatına, bağımlılık durumuna, yaşadığı çevreye ve suç örgütleriyle ilişkisine de bakılmalıdır' dedi. Çocuğun eline silah veren, onu suçta kullanan, çeteye dâhil eden veya suç işlemeye yönlendiren yetişkinin sorumluluğunun çocuğun sorumluluğundan daha hafif ele alınamayacağını belirtti.

'İspanya'da Çocuklar Cezasız Değil'

Teklifin 'İspanya modeli' olarak sunulmasını da değerlendiren Varan, İspanya'da ceza sorumluluğunun 14 yaşında başladığını söyledi. İspanya'da 14 yaşından küçük çocukların ceza yargılamasına tabi tutulmadığını, 14-18 yaş arasındaki çocukların ise yetişkin ceza kanunu kapsamında değil, çocuklara özgü ayrı bir sistem içinde yargılandığını ifade etti. Bu sistemin eğitim, rehabilitasyon ve çocuğun ailevi ve sosyal şartlarının değerlendirilmesine dayandığını belirtti. İspanya modelinin cezasızlık anlamına gelmediğini vurgulayan Varan, ağır suç işleyen çocuklara kapalı kurum, denetimli serbestlik, tedavi, toplum yararına çalışma ve eğitim programlarına katılma gibi tedbirlerin uygulanabildiğini söyledi.

'Teklifin Tamamı İspanya Modeli Değildir'

TBMM'deki düzenlemenin bazı rehabilitasyon ve yönlendirme tedbirlerinde İspanya'dan yararlandığını belirten Varan, çocuklara uygulanacak cezaların artırılması ve çocukluk indirimlerinin kaldırılması bakımından İspanyol sisteminden ayrıldığını söyledi. Varan, 'İspanya'da 14 yaşından küçük çocuk ceza sorumluluğu dışında tutulmakta ve 18 yaşından küçük herkes çocuk adaleti sistemi içerisinde değerlendirilmektedir. Türkiye'deki teklif ise 12-15 yaş grubundaki çocuğu daha ağır bir yaş kategorisine taşıyabilecek, 15-18 yaşındaki çocuğu da bazı suçlarda yetişkin gibi cezalandırabilecek hükümler içermektedir' değerlendirmesini yaptı.

Bu nedenle teklifin tamamını İspanya modeli olarak sunmanın doğru olmadığını ifade etti. İspanya'dan alınan kısmın yönlendirme, rehabilitasyon, sosyal takip ve toplum temelli tedbirler olduğunu belirtti. Çocuğa yetişkin cezası verilmesinin önünü açan hükümlerin İspanya modelinin bir parçası olmadığını vurguladı.

'Tedbirler Cezaya Dönüşmemeli'

Teklifte çocukların spor kulüpleri, gençlik merkezleri, kütüphaneler ve çevre temizliği faaliyetlerinde görevlendirilebilmesinin öngörüldüğünü hatırlatan Varan, bu tedbirlerin çocuğun üstün yararı ve rızası gözetilerek uygulanması gerektiğini söyledi. İspanyol hukukunda toplum yararına çalışma tedbirinin çocuğun rızasına bağlı olduğunu belirten Varan, 'Ceza sorumluluğu olmadığı kabul edilen bir çocuğa 300 saate kadar çalışma yükümlülüğü getirilmesi tedbir adı altında cezaya dönüşmemelidir' dedi. Kitap okumanın da cezalandırma aracı olarak kullanılmaması gerektiğini belirten Varan, eğitim programlarının çocuğun yaşı, ilgisi, ihtiyacı ve uzman görüşleri doğrultusunda hazırlanması gerektiğini söyledi.

Teklifte çocukların telefon, tablet ve bilgisayarlarının takip yazılımlarıyla 3 aydan 2 yıla kadar izlenmesinin de kişisel verilerin korunması açısından ayrıntılı güvenceye ihtiyaç duyduğunu vurguladı. Hangi verilerin toplanacağı, kimlerin erişebileceği ve verilerin ne kadar süre saklanacağının açıkça düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

'Sorun Yalnızca Ceza Süreleri Değildir'

Çocuk adaletinin yalnızca ceza miktarları üzerinden tartışılmasını doğru bulmadığını belirten Varan, sosyal inceleme raporlarının niteliği, uzman eksikliği, okul terkleri, bağımlılık, aile içi şiddet ve çocukların suç örgütleri tarafından kullanılmasının da ele alınması gerektiğini söyledi. Varan, 'Ceza süresini artırmak kolaydır; zor olan, o çocuğun neden okulda değil de suç örgütünün yanında olduğunu araştırmaktır' dedi.

'Mağdurun Hakkı ile Çocuğun Üstün Yararı Birbirine Rakip Değildir'

Bir çocuğun işlediği cinayetin failin yaşı küçük olduğu için küçük bir suç hâline gelmeyeceğini vurgulayan Varan, mağdurun yaşam hakkı ve ailesinin adalet talebinin mutlaka korunması gerektiğini söyledi. Varan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: 'Mağdurun acısı çocuğun yaşına göre azalmaz. Ancak hukuk yalnızca toplumsal öfkeye göre hüküm kuramaz. Türkiye'nin ihtiyacı çocukları cezasız bırakan bir sistem değildir; çocuklara yetişkin cezası vererek kamuoyunun öfkesini geçici olarak yatıştıran bir sistem de çözüm değildir.'

'Gerçek çocuk adaleti; çocuğun sorumluluğunu kabul eder, mağdurun hakkını korur, çocuğu suçta kullanan yetişkini cezalandırır, silaha erişimi engeller ve çocuğu eğitimle, tedaviyle ve sosyal takiple yeniden topluma kazandırır. Çocuğun elindeki bıçağı almak gerekir. Fakat onu o bıçağa götüren eli görmeden yalnızca ceza miktarını büyütmek adalet değildir. Çocuk adaletinin amacı yalnızca çocuğu suçtan dolayı cezalandırmak değil, çocuğu suçtan kurtarmak olmalıdır.'

Bizi Takip Edin

Haberler yükleniyor…
Av. Hakan Varan: Çocuk Adaletinde Amaç Suçtan Kurtarmak Olmalı · Adıyaman Haber