Akçal: Gazetecilerin Gündemi Kutlama Değil, Basın Özgürlüğü Vurgusu
Abdurrahman Akçal, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazetecilerin asıl gündeminin kutlamalar değil, basın özgürlüğü ve çalışma koşulları olduğunu vurguladı. Akçal, özellikle Adıyaman'daki yerel basının ekonomik sorunlarına dikkat çekti.

Abdurrahman Akçal, 21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü vesilesiyle basın özgürlüğü, gazetecilerin çalışma koşulları ve yerel basının karşılaştığı sorunlara ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Akçal, bu tarihin Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmiş resmi bir gün olmadığını belirtti.
Akçal, 21 Ekim'in tarihçesinin Agah Efendi ve Şinasi'nin öncülüğünde Ekim 1860'ta yayımlanmaya başlayan Tercüman-ı Ahval gazetesine dayandırıldığını ifade etti. Gazetenin ilk sayısının yayımlandığı tarih konusunda 21 ve 22 Ekim şeklinde farklı kayıtlar bulunduğunu aktardı. Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nün 3 Mayıs'ta kutlandığını, Türkiye'de ise 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü ve 24 Temmuz Basında Sansürün Kaldırılışının Yıl Dönümü'nün basın mensupları açısından önem taşıdığını hatırlattı.
Türkiye'nin basın özgürlüğü sıralamasındaki yerine değinen Akçal, Sınır Tanımayan Gazeteciler tarafından hazırlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ne göre ülkenin 180 ülke arasında 163. sıraya gerilediğini kaydetti. Türkiye, 2025 yılında 159. sırada yer alırken, 2026'da dört basamak düşüş yaşadı. Endeksin basının siyasi, hukuki, ekonomik ve toplumsal koşulları ile gazetecilerin bağımsız çalışma imkanları ve güvenliklerini dikkate aldığını belirtti.
Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan 'Basın hürdür, sansür edilemez' hükmüne rağmen, gazetecilerin mesleki faaliyetleri nedeniyle soruşturmalar, davalar ve adli kontrol kararlarıyla karşılaştığını dile getirdi. Akçal, Türkiye Gazeteciler Sendikasının Nisan 2025-Nisan 2026 dönemini kapsayan Basın Özgürlüğü Raporu'na göre bir yılda en az 53 gazeteci hakkında soruşturma başlatıldığını, 67 gözaltı işlemi uygulandığını ve 19 gazetecinin tutuklandığını açıkladı. Bu dönemde 224 ayrı ceza davası görüldüğünü ve 300'ün üzerinde gazetecinin yargılandığını vurguladı. Mahkemeler tarafından toplam 53 yıl 4 ay 16 gün hapis cezası verildiğini, 54 gazeteci hakkında beraat kararı çıktığını ve en az 34 gazetecinin fiziksel saldırıya, 22 gazetecinin ise sözlü tehdit ve saldırıya maruz kaldığını aktardı.
AK Parti iktidarının 2002 yılında başlamasından bu yana geçen yaklaşık 24 yıllık süreçte gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması ve yargılanmasının uluslararası kamuoyunda tartışma konusu olduğunu belirtti. Gazetecileri Koruma Komitesinin farklı yıllardaki cezaevi sayımlarında, 2012'de en az 49, 2016'da 81 ve 2017'de 73 gazetecinin cezaevinde bulunduğunu kaydetti. Gazetecilere yönelik soruşturmalarda terörle mücadele mevzuatı, hakaret suçlamaları ve kamuoyunda Dezenformasyon Yasası olarak bilinen düzenlemenin öne çıktığını ifade etti.
2022 yılında yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu'nun 217/A maddesi kapsamında başlatılan soruşturmaların gazetecilerin çalışma koşullarını etkilediğini vurguladı. TGS verilerine göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten Nisan 2026'ya kadar en az 88 gazeteci hakkında toplam 113 soruşturma başlatıldı. Bu soruşturmalar kapsamında 29 gazeteci gözaltına alınırken, altı gazeteci tutuklandı. Akçal, iktidar tarafından yanlış bilgiyle mücadele amacıyla savunulan bu düzenlemenin, basın meslek örgütleri tarafından gazetecilik faaliyetleri üzerinde caydırıcı etki oluşturduğu gerekçesiyle eleştirildiğini söyledi.
Ekim ayındaki adli işlemlere de değinen Akçal, gazeteciler Şaban Sevinç ve Mustafa Balcı'nın 9 Ekim'de tutuklandığını hatırlattı. Aynı soruşturma kapsamında İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkında başlangıçta imza yükümlülüğü ve yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol kararları verildiğini, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine 10 Ekim'de her iki gazeteci hakkında ev hapsi uygulanmasına karar verildiğini belirtti. Ev hapsinde bulunan Murat Ağırel'in, ayrı bir mali suç soruşturması kapsamında 16 Ekim'de yeniden gözaltına alındığını ve 19 Ekim'de 'örgüte yardım' suçlamasıyla tutuklandığını aktardı. Ağırel'in tutuklanması ve Saymaz hakkındaki ev hapsi kararının, basın özgürlüğü tartışmalarını yeniden gündeme getirdiğini ifade etti.
BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı'nın da 20 Ekim'de ifade vermek üzere gittiği Ankara Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alındığını ve 21 Ekim'de adliyeye sevk edildiğini belirtti. Eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin'in şikayeti üzerine 'kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret' ve 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' suçlamalarıyla hakkında işlem yapılan Arı'nın, Dünya Gazeteciler Günü olarak anılan tarihte adliyeye sevk edilmesinin, gazetecilere yönelik adli işlemlerin güncelliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi.
Yayın kuruluşlarına yönelik kararların da basın özgürlüğü tartışmalarına konu olduğunu dile getiren Akçal, 14 Ekim 2026'da Halk TV'ye kayyum atandığını ve kanalın yayınlarının durdurulduğunu hatırlattı. Daha önce T24 internet sitesine yönelik erişim engelinin de tartışmalara neden olduğunu belirtti. Basın meslek örgütlerinin, yayın kuruluşlarına yönelik müdahalelerin toplumun haber alma hakkını etkilediğini savunduğunu, ilgili adli soruşturmalar kapsamında alınan kararların hukuki boyutunun tartışılmaya devam ettiğini ekledi.
Yerel basının ekonomik koşullarına da dikkat çeken Akçal, gazetecilerin karşılaştığı sorunların yalnızca hukuki süreçlerle sınırlı kalmadığını vurguladı. Düşük ücretler, iş güvencesinin yetersizliği, reklam gelirlerindeki sorunlar ve çalışma koşullarının basın sektörünün önemli problemleri arasında bulunduğunu belirtti. Özellikle yerel medya kuruluşlarının, ekonomik sürdürülebilirlik ve bağımsız yayıncılık açısından güçlüklerle karşılaştığını ifade etti. 6 Şubat depremlerinden ağır etkilenen Adıyaman'da da yerel basının ekonomik koşullarının, bölgedeki işletmelerin yaşadığı sorunlarla birlikte değerlendirildiğini aktardı.
Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde vatandaşların sorunlarının duyurulması, kamu yatırımlarının izlenmesi ve yerel yönetimlerin faaliyetlerinin kamuoyuna aktarılması açısından yerel basının önemli bir görev üstlendiğini söyledi. Buna karşın reklam gelirlerinin yetersizliği, işletme giderleri ve gazetecilerin geçim sorunlarının, yerel yayın kuruluşlarının faaliyetlerini sürdürmesini güçleştirdiğini dile getirdi. Akçal, basın meslek örgütlerinin 24 Ekim'de Türkiye'nin 10 kentinde 'Sansüre hayır, habere özgürlük' çağrısıyla düzenlenecek etkinliklerle basın özgürlüğüne dikkat çekmeye hazırlandığını belirtti. Akçal, gazetecilerin baskı ve işsizlik korkusu yaşamadan mesleklerini sürdürebilmesi, bağımsız yayıncılığın korunması ve toplumun haber alma hakkının güvence altına alınmasının önemini vurgulayarak açıklamasını tamamladı.
Bizi Takip Edin

Adıyaman’ın haberi cebinde olsun
Son dakika bildirimleri, nöbetçi eczane, taziye ilanları ve video haberler — Adıyaman Haber uygulamasını indir.

