Adıyaman'da Bir Köy Yükselirken Bir Şehir Kayboldu: Kahta'nın Tarihi
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, 'Bir köy yükselirken bir şehir kayboldu: Kolik’ten modern Kâhta’ya' başlıklı yazısında Adıyaman'ın Kahta ilçesinin tarihsel oluşum sürecini ve Eski Kâhta'nın zamanla nasıl geri plana itildiğini detaylandırdı. Dalyan, Türkiye'deki yerleşim gelişiminin tersine, Kahta tarihinde küçük bir köyün idari merkez haline gelirken binlerce yıllık tarihi bir merkezin adını ve önemini kaybettiğini vurguladı.

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, 'Kolik'ten Modern Kâhta'ya' başlıklı kapsamlı yazısında, günümüz Kahta'sının tarihsel gelişimini ve Eski Kâhta'nın zamanla nasıl geri plana itildiğini mercek altına aldı. Dalyan, bugünkü Kâhta adıyla bilinen yerleşimin tarihî adının Kolik olduğunu, asıl Kâhta'nın ise günümüzde Kocahisar veya Eski Kâhta olarak anılan tarihî merkez olduğunu belirtti.
Dalyan, bu iki yerleşimin birbirine karıştırılmasının sadece coğrafi bir hata olmadığını, aynı zamanda bölgenin tarihsel hafızasının da yanlış okunmasına yol açtığını ifade etti. Eski Kâhta'nın sıradan bir yerleşim yeri olmadığına dikkat çeken Dalyan, buranın Kommagene Krallığı'ndan Roma ve Bizans dönemlerine, ardından Arap, Selçuklu ve Osmanlı hâkimiyetlerine kadar uzanan köklü bir geçmişe sahip olduğunu kaydetti. Yüzyıllar boyunca su kaynaklarının, geçiş noktalarının ve ticaret yollarının denetiminde önemli rol oynayan Eski Kâhta, çevresindeki yerleşimlerin güvenliğini ve ekonomik canlılığını destekleyen bölgesel bir merkez konumundaydı.
Kolik'in yükselişi XIX. yüzyılın ilk yarısında, Hacı Bedir Ağa'nın babası Hüseyin Ağa'nın girişimleriyle başladı. Prof. Dr. Dalyan, o dönemde yaklaşık on haneden oluşan küçük bir köy olan Kolik'in nüfusunu artırmak için Hüseyin Ağa'nın çevredeki çeşitli yerleşimlerden aileleri buraya getirdiğini belirtti. Kolik'in büyümesinin bilinçli bir iskân ve nüfuslandırma girişimine dayandığını aktaran Dalyan, bu faaliyetlerin çevredeki dengeleri etkilediği için itirazlarla karşılaştığını da ekledi. Hüseyin Ağa, hakkında açılan soruşturmadan sahip olduğu ilişkiler ve yerel nüfuz sayesinde ceza almadan kurtuldu.
Prof. Dr. Dalyan, Hüseyin Ağa'nın modern Kâhta'nın gerçek kurucusu olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Hüseyin Ağa'nın zaman zaman nahiye müdürlüğüne getirildiğini, okuma yazma bilmemesine rağmen gücü ve nüfuzu sayesinde görevine geri döndüğünü belirtti. Bu görevler, ona idari tecrübe, çevre ve nüfuz kazandırarak Kolik'i büyütme girişimlerini destekledi. Dalyan'a göre, Kolik'in daha sonra kaza merkezi haline gelmesini mümkün kılan demografik, toplumsal ve siyasi zemin onun döneminde oluşturuldu.
Kolik'in ikinci büyük dönüşümü ise Hacı Bedir Ağa'nın girişimleriyle gerçekleşti. Prof. Dr. Dalyan, 1918 yılının Temmuz veya Ağustos ayında Eski Kâhta'nın idari merkez olma özelliğini kaybettiğini, Kocahisar adıyla köy statüsüne gerilediğini aktardı. O tarihte yaklaşık 50-60 haneye ulaşan Kolik, yeni kaza merkezi yapıldı. Kaza merkezinin Kolik'e taşınmasında Hacı Bedir Ağa'nın şahsi ve siyasi nüfuzunun belirleyici olduğunu kaydeden Dalyan, onun bölgedeki güçlü konumu ve devlet makamlarıyla kurduğu ilişkiler sayesinde idari kararlar üzerinde etkili olabildiğini vurguladı.
Dalyan, Hacı Bedir Ağa'nın gücünün sadece kaza merkezinin taşınmasında değil, Kâhta'daki idarenin işleyişinde de hissedildiğini belirtti. Hacı Bedir Ağa'nın istediği kaymakamın görevde kalmasını sağlayabildiği, istemediği yöneticinin ise Kâhta'dan uzaklaştırılmasında etkili olduğu ifade edildi. Kaymakam Mehmet Zülfü Yolga'nın birkaç kez görevden alınmasına rağmen Hacı Bedir Ağa'nın desteğiyle görevini sürdürmesi veya yeniden kaymakamlığa dönmesi, yerel nüfuzun devletin tayin ve azil işlemleri üzerindeki etkisini açıkça gösterdi.
Kolik kaza merkezi yapıldığında yeterli hükümet konağı, resmi daire ve memur lojmanı bulunmadığını belirten Dalyan, devlet memurlarının bir kısmının Hacı Bedir Ağa'ya ait evlerde ikamet ettiğini aktardı. Devletin Kolik'te ilk aşamada kendi kurumsal binalarından çok, güçlü bir yerel eşrafın sağladığı imkanlar içinde teşkilatlandığını kaydetti. Prof. Dr. Dalyan, modern Kâhta'nın kuruluşunun iki kuşağa yayılan bir süreç olduğunu; Hüseyin Ağa'nın Kolik'i nüfuslandırarak toplumsal temelini kurduğunu, Hacı Bedir Ağa'nın ise siyasi gücüyle devlet kurumlarını buraya taşıdığını ifade etti.
Prof. Dr. Dalyan, Kolik'in kaza merkezi yapılmasının onu kısa sürede şehir haline getirmediğini vurguladı. 1926 yılında yerleşimin yalnızca yaklaşık 80 haneden oluşması, büyümenin sınırlı kaldığını gösterdi. Devlet kurumlarının buraya taşınmasına rağmen Kolik, toplumsal, ekonomik ve mekânsal bakımdan uzun süre köy karakterini korudu. Sağlık koşullarının da oldukça ağır olduğu, özellikle trahomun halkın gündelik hayatını ciddi biçimde etkilediği belirtildi. Dalyan, idari yükselişin sağlık, altyapı, ekonomik gelişme ve şehir kültürü bakımından aynı ölçüde bir ilerleme doğurmadığını kaydetti.
Prof. Dr. Dalyan'ın yazısında en dikkat çekici vurgu, 'Kolik yükselirken Eski Kâhta çöktü' değerlendirmesi oldu. İdari kurumların, güvenlik gücünün, memurların ve ekonomik faaliyetlerin Kolik'e taşınmasıyla Eski Kâhta, giderek nüfusunu, önemini ve bölgesel merkez olma özelliğini kaybetti. Yüzyıllar boyunca su kaynaklarını, geçiş noktalarını ve ticaret yollarını denetleyen tarihi şehrin zamanla ıssız ve korumasız bir yer haline geldiğini ifade eden Dalyan, Eski Kâhta'nın kaybettiği şeyin yalnızca idari statü olmadığını vurguladı. Şehir kültürü, tarihi kimlik, toplumsal hafıza ve kentsel hayat da giderek ortadan kalktı; Kommagene'den Osmanlı'ya uzanan tarihi merkez, kendi kalesinin eteklerinde yalnızlaşan bir köye dönüştü.
Prof. Dr. Dalyan, yer adları ile tarihsel kimlik arasındaki ayrımın açık biçimde korunması gerektiğini belirtti. Kâhta adının Kolik kelimesinin Türkçeleştirilmiş bir biçimi olmadığını, Kolik'in kendine ait adı ve geçmişi bulunan bir köy olduğunu, Kâhta'nın ise binlerce yıllık tarihi merkezin adı olduğunu ifade etti. Bu nedenle bugünkü idari merkezin Kâhta adıyla anılmasının, Kolik ile Eski Kâhta'nın aynı yerleşim olduğu anlamına gelmeyeceğini kaydeden Dalyan, tarihsel gerçeklik bakımından Kolik'in Kolik, Kâhta'nın ise bugün Kocahisar veya Eski Kâhta adıyla anılan tarihi şehir olduğunu vurguladı.
Kaza merkezinin Kolik'e taşınmasıyla yalnızca devlet kurumlarının değil, Kâhta adının da yeni merkeze götürüldüğü belirtildi. Böylece Kolik'in Kâhta adını ve bu adla ilişkilendirilen binlerce yıllık geçmişi üstlendiğini, gerçek Kâhta'nın ise kendi adıyla birlikte tarih içindeki görünürlüğünü de kaybettiğini ifade etti. Bugün Eski Kâhta, üzerinde yükselen görkemli kalenin eteklerine tutunarak varlığını sürdürmeye çalışan yaşlı bir tarihi merkez görünümünde. Bir zamanlar bölgenin güvenliğini sağlayan, su kaynaklarını ve ticaret yollarını denetleyen şehir, artık kendi geçmişinin gölgesinde sessizce yaşıyor.
Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, yazısının sonunda modern Kâhta'nın gelişim sürecini anlatırken Eski Kâhta'nın kaybının unutulmaması gerektiğini vurguladı. Bu hikâyenin yalnızca Kolik'in gelişmesinin hikâyesi olmadığını, aynı zamanda gerçek Kâhta'nın işlevlerini, nüfusunu, şehir kültürünü, adını ve tarihi kimliğini kaybetmesinin hikâyesi olduğunu belirtti. Dalyan, 'Modern Kâhta'nın gelişimini anlatırken Eski Kâhta'nın kaybını unutmamak gerekir. Çünkü burada yalnızca bir köy yükselmemiş; aynı zamanda binlerce yıllık bir şehir köyleşmiş, adı elinden alınmış ve tarihsel hafızadan uzaklaştırılmıştır' değerlendirmesinde bulundu.
